<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
><channel><title>Çiçek Kitaplığı &#8211; ÇiçekFilosu Blog</title><atom:link href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" /><link>https://blog.cicekfilosu.com</link><description></description><lastBuildDate>Sun, 14 Apr 2019 14:20:41 +0000</lastBuildDate><language>tr</language><sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod><sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency><generator>https://wordpress.org/?v=5.1.13</generator><item><title>Güldalı Rozalya Ana ve Çiçekler</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/rozalya-ana/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/rozalya-ana/#respond</comments><pubDate>Sat, 20 May 2017 20:15:19 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[çiçek]]></category><category><![CDATA[gül]]></category><category><![CDATA[Güldalı]]></category><category><![CDATA[Kırım]]></category><category><![CDATA[Rozalya Ana]]></category><category><![CDATA[Sevinç Çokum]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=866</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Çiçekler ve kültür arasındaki ilişki yaşadığımız coğrafyada oldukça sıkı bir ilişkiye sahiptir. Çiçekler her daim bizim için değerli ve özeldir. Elbette durum böyle olunca Türk edebiyatının tüm unsurlarında da çiçekler yerini almıştır. Bunun en güzel örneklerinden birisini de Sevinç Çokum&#8217;un Rozalya Ana isimli hikaye kitabında görmekteyiz. RAZİYE NASIL ROZALYA OLDU? Türk edebiyatının o şık hanımefendisinin [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/rozalya-ana/">Güldalı Rozalya Ana ve Çiçekler</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p style="text-align: justify;">Çiçekler ve kültür arasındaki ilişki yaşadığımız coğrafyada oldukça sıkı bir ilişkiye sahiptir. Çiçekler her daim bizim için değerli ve özeldir. Elbette durum böyle olunca Türk edebiyatının tüm unsurlarında da çiçekler yerini almıştır. Bunun en güzel örneklerinden birisini de Sevinç Çokum&#8217;un Rozalya Ana isimli hikaye kitabında görmekteyiz.</p><h5 style="text-align: justify;">RAZİYE NASIL ROZALYA OLDU?</h5><p style="text-align: justify;">Türk edebiyatının o şık hanımefendisinin kaleminden çıkmıştır bu müthiş eser. Acılarla kavrulmuş hikayelerinde yerli ve öz kültüre dair pek çok motif ustalıkla işlenmiştir. Bu ince ruhlu zarif edebiyatçımız Sevinç Çokum&#8217;un Rozalya Ana isimli öykü kitabı yaşanmış acıların destansı hikayelerini barındırmaktadır.</p><p style="text-align: justify;">İçerisinde 10 hikaye barındıran eserin baş kahramanı ve öyküsü Rozalya Ana&#8217;dır. Kırımlı ailelerin Rus sürgünü ardından yeniden topraklarına dönüşleri ve yaşama tutunmalarını konu edinmektedir. Kültürümüzde çiçeklerin önemine dair izleri ise eserde görmek mümkün. Hikayenin baş kahramanı Rozalya Ana&#8217;nın asıl adı Raziye&#8217;dir ve göç nedeniyle adı değiştirilmiş Rozalya olmuştur. Herkes yeniden vatanına dönmenin sevincini yaşamaktadır ancak parasızlık ve işsizlik dolayısıyla ev yapmak, yuvalarını yeniden inşaa etmek kolay iş değildir. Rozalya Ana hal ve tavırlarıyla bölgenin önde gelen insanlarındandır ve herkes tarafından da sözü dinlenilmektedir.</p><h5 style="text-align: justify;">ROZALYA ANA GÜL DALIDIR ÖZÜNDE</h5><p style="text-align: justify;">Rozalya Ana ile Batur Can arasında geçen diyalog oldukça ibretlik aynı zamanda da kültürel motiflerin en şıklarından birisini yansıtmaktadır.</p><p style="text-align: justify;">&#8220;&#8212;Rozalya, Rozalya&#8230; Sana bu adı kim verdi?</p><p style="text-align: justify;">Batur Can birgün nerden geldiyse aklına, soruvermişti işte.</p><p style="text-align: justify;">&#8212;Anam Raziye olsun istermiş, Ninemin adıymış. Lakin Urus, yazıvermiş nüfusa Rozalya diye&#8230; Rozalya Raziye&#8217;den daha güzel demiş&#8230; Anamla babamın da kulaklarına hoş mu gelmiş ne, Rozalya olup çıkmışım.</p><p style="text-align: justify;">Batur Can,</p><p style="text-align: justify;">&#8212;Sana Güldalı desek olmaz mı Rozalya Ana? diye sormuştu.</p><p style="text-align: justify;">Rozalya&#8217;nın duru beyaz yüzü tomurcuk pembesi gibi renklenip,</p><p style="text-align: justify;">&#8212;Olur elbet Batur Can, demişti. Olur da&#8230; Ben kendimi bildim bileli Rozalya&#8217;yım&#8230; Hem Güldalı adı benim neyime?&#8221;</p><p style="text-align: justify;">Güldalı olmak çok özeldir. Çünkü kültürde çiçeğin oldukça değerli bir yeri vardır. Ancak mütevazilik de denebilir, yaşanan onca acının ve zulmün etkisiyle hayatın yorgunluğundan ötürü bir reddediş mi? Orasını bilemiyoruz elbette ancak Rozalya Ana bu ismi kendisine yakıştıramaz.</p><p style="text-align: justify;">Eser; Ötüken Yayınlarından ilk baskısını 2008 yılında yapmıştır. Oldukça dramatik hikayelerin yer aldığı eseri bir çırpıda okuyacaksınız. Eserdeki diğer hikayeler; Bir Ağacın Dilinden, Güneşin Son Saatleri, Tavus Kuşunun Dönüşü, Kaybolmuş Akşam Alacaları, Göç Sonrası, Asmalı Köyün Öğretmeni, Sevgiyi Öğreten Kuşlar, Kuş Günlüğü, Kütahyalı Kız.</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/rozalya-ana/">Güldalı Rozalya Ana ve Çiçekler</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/rozalya-ana/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Çiçeklerin Kültürü</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-kulturu/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-kulturu/#respond</comments><pubDate>Sat, 13 May 2017 21:48:41 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[Çiçek Kelimesi]]></category><category><![CDATA[Çiçek Nedir]]></category><category><![CDATA[Çiçeklerin Kültürü]]></category><category><![CDATA[Jack Goody]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=741</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Çiçekler hakkında yapılacak araştırmalar sadece biyologlar tarafından gerçekleştirilmemeli çünkü çiçekler aynı zamanda büyük bir kültür işidir ve kültürün bir parçasıdır. Sosyal antropolog Jack Goody tarafından hazırlanan &#8220;Çiçeklerin Kültürü&#8221; isimli eser tam anlamıyla, çiçeğe bakış açınızı değiştirecek eşsiz bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıntı Yayınlarından 2010 yılında ilk baskısını yapan eserin kendi yazım dilindeki ismi, &#8220;The [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-kulturu/">Çiçeklerin Kültürü</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Çiçekler hakkında yapılacak araştırmalar sadece biyologlar tarafından gerçekleştirilmemeli çünkü çiçekler aynı zamanda büyük bir kültür işidir ve kültürün bir parçasıdır. Sosyal antropolog Jack Goody tarafından hazırlanan &#8220;Çiçeklerin Kültürü&#8221; isimli eser tam anlamıyla, çiçeğe bakış açınızı değiştirecek eşsiz bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıntı Yayınlarından 2010 yılında ilk baskısını yapan eserin kendi yazım dilindeki ismi, &#8220;The Culture of Flowers&#8221;, eser dilimize Mehmet Beşikçi tarafından çevrilmiş Çiçekler hakkında sözlü kültürde kullanılan anlamlar, onun yani çiçeğin yaşamın içinde varoluşu ve insanların ona verdiği değerler eserde ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Goody&#8217;nin sokakta yaptığı sohbetler, röportajlar ve bu sırada aldığı notlar çalışmanın şekillenmesinde büyük etki gösteriyor.</p><p style="text-align: justify;">Eser toplamda; Çiçek nedir? Sorusuyla başlıyor ve konu her bölümde biraz daha derinleştiriliyor. 1. Bölüm: Afrika&#8217;da Hiç Çiçek Yok Mu? şeklinde başlıyor ve konu Avrupa, Orta Çağ, Rönesans İkonları, Dini Törenler, Çin, Hindistan, Fransa ve Amerikanlaştırma gibi pek çok farklı açılardan çiçeklerin kültürü derinlemesine ele alınıyor.</p><h2 style="text-align: justify;">Periler, Kraliçeler, Güller, Zambaklar, Cennetin Şakıları</h2><p style="text-align: justify;">Goody kitabın argümanlarını ise şu sözlerle ifade ediyor: Derelerin, çiçeklerin, kuşların ve çardakların şarkısını söylüyorum, Nisan, mayıs, haziran ve temmuz çiçeklerinin. Mayıs direğinin, harman sepetlerinin, içki âlemlerinin, sabahlamaların şarkısını, Damatların, gelinlerin ve onların düğün pastalarının. Gençliği, aşkı yazıyorum, Ve bunlara sahip olup vurdumduymazca şarkı söylüyorum. Şebnemlerin, yağmurların şarkılarını söylüyorum tek tek, Oğulotunun, bitki yağının, baharatın ve kehribar Yunanistan&#8217;ının. Yer değiştiren zamanın şarkısını söylüyorum; Ve güllerin nasıl kırmızı, zambaklarınsa beyaz olduğunu yazıyorum. Koruları, şafakları yazıyorum. Ve Mab kraliçesinin ve peri kralının sarayının şarkısını söylüyorum. Cehennemi yazıyorum; cennetin şarkısını söylüyorum (ve hep söyleyeceğim), Ve en sonunda oraya girmeyi umut ediyorum. (R. Herrick, Hesperides, 1-14. satırlar) &#8220;Çiçeklerin Kültürü, Jack Goody, Ayrıntı Yayınları, s. 15&#8221;</p><h3 style="text-align: justify;">Çiçek Kelimesi En Yalın Haliyle Öz Anlamı Taşımaktadır</h3><p style="text-align: justify;">Yazar çiçek kelimesinin kökenine girmekle işe başlar ve anlam olarak tomurcuk ve müjdeci olarak değerlendirir ve İngilizce&#8217;deki başlıca anlamının &#8220;öz&#8221; olduğunu vurgular. Goody, Fransızca&#8217;da da aynı anlamı taşıdığını söyler ve ekler İngilizce&#8217;deki etimolojik kökeni şu şekilde açıklar, &#8220;Buğdayın çiçeğinin bu bitkinin özü olması gibi. İngilizce’deki “un” [flour] sözcüğü böyle türemiştir; ancak yazılı bir dilde mümkün olan bir biçimde, İngilizce’deki çiçek [flower] ve un sözcükleri aynı kökten gelir. Ortaçağ Fransızca’sında ince öğütülmüş buğday için flo ­ ur de farine deyimi vardı; Latince flos farina’dan türeyen ve bir şeyin “en iyi” ve “en ince” parçası/numunesiyle benzer bir anlamı olan flour de fa r ine’i kullanmak hâlâ mümkündür.&#8221; (Çiçeklerin Kültürü, Jack Goody, Ayrıntı Yayınları, s. 35)</p><p style="text-align: justify;">Goody&#8217;nin eseri tam bir derya deniz, özellikle bu alanda araştırma yapmak isteyen sosyal antropologlar ve sözlü kültür çalışmalarına imza atmak isteyen tüm akademisyenler için adeta bir başucu eseri diyebiliriz. Aynı zamanda eser yaptığı eleştirilerle de kapitalizm eleştirisinde de bulunmaktadır.</p><p style="text-align: justify;"><a href="http://londonprogressivejournal.com/article/view/2289/jack-goody-an-appreciation">Jack Goody hakkında ayıntılı bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz. </a></p><p style="text-align: justify;"><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-kulturu/">Çiçeklerin Kültürü</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-kulturu/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Duyguların Dili Çiçekler ve Anlamları</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/duygularin-dili-cicekler-ve-anlamlari/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/duygularin-dili-cicekler-ve-anlamlari/#respond</comments><pubDate>Sat, 15 Apr 2017 20:35:15 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[Ergüvan]]></category><category><![CDATA[Klasik Türk Şiiri]]></category><category><![CDATA[Lale]]></category><category><![CDATA[Menevşe]]></category><category><![CDATA[Nergis]]></category><category><![CDATA[Reyhan]]></category><category><![CDATA[Süsen]]></category><category><![CDATA[Yasemin]]></category><category><![CDATA[Yavuz Bayram]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=476</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Çiçeklerin anlamları üzerine internet denizinde çokça malumata ve bilgiye rastlamak mümkün. Her çiçeğin bir anlamı olmalı mı? Elbette onlara anlam yükleyenler insanlar ve toplumun kültür alt yapısına göre de çiçeklere bazı anlamlar ithaf ediliyor. Oldukça güzel bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. Çalışmayı 19 Mayıs Üniversitesi&#8221;nden Prof. Dr. Yavuz Bayram hazırlamış; &#8220;Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler&#8221; [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/duygularin-dili-cicekler-ve-anlamlari/">Duyguların Dili Çiçekler ve Anlamları</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p style="text-align: justify;">Çiçeklerin anlamları üzerine internet denizinde çokça malumata ve bilgiye rastlamak mümkün. Her çiçeğin bir anlamı olmalı mı? Elbette onlara anlam yükleyenler insanlar ve toplumun kültür alt yapısına göre de çiçeklere bazı anlamlar ithaf ediliyor. Oldukça güzel bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. Çalışmayı 19 Mayıs Üniversitesi&#8221;nden Prof. Dr. Yavuz Bayram hazırlamış; &#8220;Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler&#8221; çalışma gül&#8217;den başlayarak sayısal verilerle çiçeklerin değişik öğelerle ilişkilendirilmelerine ilişkin analizler içeriyor. Türkçe divanlardaki beyitlerde geçen çiçekler üzerinde durulmuş ve bunlarla ilgili benzetmeler sınıflandırılarak sayısal olarak ortaya konulmuş.</p><p style="text-align: justify;">Web&#8217;de yer alan çiçeklerin anlamlarına ilişkin tablo çalışmanın en güzel kısımlarından birisidir.</p><p style="text-align: justify;">Gonca, beyaz : Ümitsiz, çaresiz aşk</p><p style="text-align: justify;">Gonca, yosun : Aşk itirafı</p><p style="text-align: justify;">Gül : Aşk, sevgi.</p><p style="text-align: justify;">Gül, açık kırmızı : Yeni bir aşk</p><p style="text-align: justify;">Gül, beyaz : Liyâkat</p><p style="text-align: justify;">Gül, beyaz : Saflık, sadakat, temizlik</p><p style="text-align: justify;">Karanfil : Güzelsin, yakışıklısın.</p><p style="text-align: justify;">Karanfil, koyu kırmızı : Çaresiz gönül</p><p style="text-align: justify;">Karanfil, beyaz : Mesafe, uzaklık.</p><p style="text-align: justify;">Karanfil, beyaz : Sevimli,nefis, hoş,iyi şanslar</p><p style="text-align: justify;">Karanfil, kırmızı : Hayranlık, büyülenme.</p><p style="text-align: justify;">Leylâk : Güven, sır</p><p style="text-align: justify;">Leylâk, mor : Aşk coşkusu, heyecanı</p><p style="text-align: justify;">Lâle : Mükemmel aşk ve âşık</p><p style="text-align: justify;">Lâle, beyaz : İlan-ı aşk</p><p style="text-align: justify;">Lâle, sarı : Ümitsiz aşk</p><p style="text-align: justify;">Menekşe : Sadakat, erdem, fazilet</p><p style="text-align: justify;">Menekşe : Sadakat, tevazu</p><p style="text-align: justify;">Menekşe, beyaz : Genç, saf, taze</p><p style="text-align: justify;">Menekşe, mavi : Sadakat</p><p style="text-align: justify;">Menekşe, mor : Hüzünlü aşk, sevgi</p><p style="text-align: justify;">Nergis : Kendine hayranlık, bencillik</p><p style="text-align: justify;">Sümbül : Unutma beni!</p><p style="text-align: justify;">Nergis : Saygı, yüreklilik, kibarlık</p><p style="text-align: justify;">Süsen : Diyeceklerim var!</p><p style="text-align: justify;">Süsen, sarı : Tutku, ihtiras</p><p style="text-align: justify;">Süsen, beyaz : Saflık, temizlik</p><p style="text-align: justify;">Şebnem : Sevgi, şefkat.</p><p style="text-align: justify;">Yasemin : Tutku, dostluk, şehvet</p><p style="text-align: justify;">Yasemin, Hint : Tutku, dostluk.</p><p style="text-align: justify;">Yasemin, İspanyol : Şehvet</p><p style="text-align: justify;">Yonca, beyaz : Beni düşün!</p><p style="text-align: justify;">Yonca, dört yapraklı : Benim ol!</p><p style="text-align: justify;">Yonca, kırmızı : Çalışkanlık.</p><p style="text-align: justify;">KaynaK:Prof. Dr. Yavuz Bayram, Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler, Turkish Studies, Volume 2/4 Fall 2007, s.210</p><p style="text-align: justify;">Elbette sıralanan tüm bu anlamlar dışında Klasik Türk Şiirinde binlerce farklı kullanım ve anlama rastlamak mümkündür. Makale kapsamında verilen anlamlara ilişkin bir kaç örnek verelim;</p><h4 style="text-align: justify;">TÜRK ŞİİRİNDE İSİMLERİ GEÇEN 28 ÇİÇEK</h4><p style="text-align: justify;">Gül uzuvlarla ilgili benzetmelerde şu anlamlarla kullanılmıştır; &#8220;% 60: yanak, ruh, ruhsâr, ‘izâr,‘ârız, hadd, yüz, rû, rûy, çihre, çihre, dîdâr, yüz (‘âşık); % 40: dudak, leb, la‘l, dudak (‘âşık), ağız, dehen, dehân, saç, zülf, hat, sevgilinin ve güzelin sînesi, girîbân (yaka), âşığın sînesi, boy, kad, endâm, gamze, göz, çeşm, göz beyazı, beden, ten, cism, vücûd (sevgili, ‘âşık), dest, el, kef, parmak, engüşt, kulak, gûş, bînâgûş (bünâgûş, kulak memesi), kirpik, peykân, dil (zebân), kıl, mûy, âşığın kılı, kelle-i ‘adû (düşman kafası), alın (cebîn), kol kanat (bâl ü per), ben, hâl, ter (hûy), eşk (gözyaşı), kan, hûn, dem, göğüs (pistân), yaka (girîbân), yara, dâğ, zahm, ısırık ve öpme yarası&#8230;&#8221; Prof. Dr. Yavuz Bayram, Klasik Türk Şiirinde Duyguların Dili: Çiçekler, Turkish Studies, Volume 2/4 Fall 2007, s.212</p><h4 style="text-align: justify;">Çiçekler Şiirlerde Anlamını Çoğaltıyor</h4><p style="text-align: justify;">Elbette sadece gül değil; Lale, Nergis, Yasemin, Menevşe, Reyhan, Süsen, Ergüvan ve Karanfil gibi pek çok çiçek de hem soyut, hem madde açısında pek çok farklı benzetmeyle Türk şiirindeki yerini almıştır. Prof. Dr. Yavuz Bayram, şiirlerde geçen çiçek sayısını ise 28 olarak tespit etmiş ve bunları ise şu şekilde sıralamıştır:  &#8220;Klasik Türk şiirinde isimleri bizzat zikredilmek suretiyle, geçen 28 çiçek şöyledir: gül (verd), nesrîn, nesteren; lâle, şâkâyık, şakâyıku‘n-nu‘mân; sünbül; nergis (‘abher), zerrîn, zerrîn-kadeh; nevrûz; benefşe (menevşe); yâsemîn (semen, yâsemen); sûsen; nîlûfer (nîlû-per, nîlû-berg), çadır çiçeği; reyhân, fesleğen; karanfil (karanfül); za‘ferân; şebbû (şebbûy); zanbak; buhûr-ı Meryem, bahûr-ı Meryem; leylâk; merzengûş (mercânköşk), sedâb, lisânü‘s-sevr.&#8221; s.217.</p><p style="text-align: justify;">Çiçekler, renkleriyle kendisine hayran bırakan, kokularıyla insanı adeta efsunlayan o muhteşem varlıklar. Bunca güzellikleriyle elbette şairlerin kalplerini çalacaklar ve şiirlerde kendilerine bolca yer bulacaklar. Siz de evlerinizde, ofislerinizde daha da önemlisi gönüllerinizde çiçeklere yer açın. Onlarla hayat güzel. Onlarla şiirler güzel ve daha fazla anlamlı.</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/duygularin-dili-cicekler-ve-anlamlari/">Duyguların Dili Çiçekler ve Anlamları</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/duygularin-dili-cicekler-ve-anlamlari/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>İşte Çiçeklerin En Güzel Tarihi</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-tarihi-hakkinda-her-sey/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-tarihi-hakkinda-her-sey/#respond</comments><pubDate>Sat, 08 Apr 2017 16:46:04 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[Bitkilerin tarihi]]></category><category><![CDATA[Jacques Girardon]]></category><category><![CDATA[Jean Marrie Pelt]]></category><category><![CDATA[Marcel Mazoyer]]></category><category><![CDATA[Theodore Monod]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=440</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Geçmişten bu güne çiçek ve bitkilerin yeri Çiçeklerin tarihini merak edenler için kaçırılmayacak güzellikte, okunması gereken bir eser. Bitkilerin en güzel tarihi isimli eser, evlerimizde, ofislerimizde yetiştirdiğimiz kültür çiçekleri hakkında hiç bilmediğiniz oldukça ilginç ayrıntılar içeriyor. İnsanoğlunun doğayla olan mücadelesi ve çoğu zaman umursamaz tavırlarıyla bitkilerin yaşamına verdiği zararları da ince bir ustalıkla eleştiren ve [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-tarihi-hakkinda-her-sey/">İşte Çiçeklerin En Güzel Tarihi</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><h2 style="text-align: justify;">Geçmişten bu güne çiçek ve bitkilerin yeri</h2><p style="text-align: justify;">Çiçeklerin tarihini merak edenler için kaçırılmayacak güzellikte, okunması gereken bir eser. Bitkilerin en güzel tarihi isimli eser, evlerimizde, ofislerimizde yetiştirdiğimiz kültür çiçekleri hakkında hiç bilmediğiniz oldukça ilginç ayrıntılar içeriyor. İnsanoğlunun doğayla olan mücadelesi ve çoğu zaman umursamaz tavırlarıyla bitkilerin yaşamına verdiği zararları da ince bir ustalıkla eleştiren ve tarihi örneklerle dünü ve bugünü anlatmakta, yarın için ise öngörülerde bulunmaktadır.</p><h4 style="text-align: justify;">NE YAPARSAK YAPALIM ONLAR ORTAYA ÇIKMAKLA YÜKÜMLÜDÜR</h4><p style="text-align: justify;">“Bitkilerin tarihi bizim tarihimizden çok önce başladı ve neyse ki, son bulmaktan daha çok uzak. İnsan elinin değmediği her toprak parçasını doğanın nasıl hızla kapladığını, buğdaygillerin en ince yarıklara nasıl sızdığını, betonu çatlattığını görmekten daha hoş ne olabilir.” (Jacques Girardon, s.12) Gerçekten de insanoğlunun müdahalesi dışında kalan tüm alanlarda, mesela metruk bir evin bahçesi, ya da hiç kullanılmayan bir asfaltın üzerinde boy vermiş yaban çiçeklerini görmeniz muhtemeldir. Çünkü onlar yeryüzünün en güzeli ve süsü, siz isteseniz de istemeseniz de ortaya çıkmaya mecburdur.</p><h4 style="text-align: justify;"><strong>KASIMPATILAR YÜZYILLAR BOYUNCA SEBZE OLARAK YETİŞTİRİLMİŞTİR</strong></h4><p style="text-align: justify;">Kitapta en dikkat çekici kısmı “Gülün Romanı” başlılık 4. Bölüm, bu bölümde gülün yolculuğunun nasıl başladığı ve sonrasında nasıl yayıldığına dair ilginç bilgiler yer alıyor. Bugün yeryüzünde bulunan pek çok kültür bitkisi (çiçekler) Japonya’dan dünyaya neşet etmiştir. Günümüzde saksılarda beslediğimiz ve evlerimizi süslemeleri için başköşede ağırladığımız pek çok çiçeğin belli dönemlerde yenilebilen bir bitki olarak insan yaşamında yer aldığını biliyor muydunuz? “Anavatanı Güney Afrika olan kasımpatılar bile, Çin’de yüzyıllar boyunca sebze olarak yetiştirilmiştir.” (Jacques Girardon, s.123)</p><h4 style="text-align: justify;"><strong>NEREDEYSE ÖLÜMSÜZ “MÜGE”</strong></h4><p style="text-align: justify;">Eserin “Bitki, Ölüm ve Sonsuz Yaşam” başlıklı bölümünde de oldukça dikkat çekici bilgilere rastlamak mümkün; mesela hiç ölmeyen ve sürekli yaşamını sürdüren “Müge” gerçek bir doğa mucizesidir. Yazar bununla ilgili şunları aktarmaktadır; “Müge gibi toprakta köksapı olan bitkiler, Mügeyi neredeyse ölümsüz sayabiliriz. İlkbaharda çiçekli bir sap verir, ama çiçekleri istediğiniz gibi toplayabilirsiniz. Bitkinin yeniden üremeye gereksinimi yoktur! O, sürekliliğini toprağın içinde sağlar…” (Girardon, s. 47)</p><p style="text-align: justify;">Tüm bu enteresan bilgilerin dışında yeryüzünde ne kadarlık bir alanın ormanlarla kaplı olduğu, kültür bitkilerinin ne kadarlık bir alanda ekili bulunduğuna dair de pek çok bilgiye de kitapta rastlayabilirsiniz.</p><p style="text-align: justify;">Çalışma, Jacques Girardon isimli gazeteci tarafından bitki bilimi uzmanları Jean Marrie Pelt, Marcel Mazoyer ve Theodore Monod tarafından ortak hazırlanmıştır. İş Bankası Yayınları tarafından 2014 yılında 4. Baskısını yapmıştır. Eser, Nedret Tanyolaç tarafından dilimize çevrilmiştir.</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-tarihi-hakkinda-her-sey/">İşte Çiçeklerin En Güzel Tarihi</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/ciceklerin-tarihi-hakkinda-her-sey/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Türk Çiçek Kültürünün Üstadı: Cevat Rüştü</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/turk-cicek-kulturu-cevat-rustu/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/turk-cicek-kulturu-cevat-rustu/#respond</comments><pubDate>Mon, 27 Feb 2017 19:00:06 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[Cevat Rüştü]]></category><category><![CDATA[Çiçek Kültürü]]></category><category><![CDATA[Nazım H. Polat]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=205</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Türk çiçek kültürüne katkısı paha biçilemez bir üstat Cevat Rüştü&#8217;nün biyografisi ve kaleme aldığı eşsiz çiçek yazıları tek bir kitapta toplandı. Nazım H. Polat tarafından hazırlanan “Türk Çiçek Kültürü Üzerine Cevat Rüştü’den Bir Güldeste” isimli eser, Ötüken Yayınları tarafından 2. Basımı 2015 yılında okurlarıyla buluşturuldu. Eserin ilk basımı ise Kitabevi Yayınları tarafından 2001 yılında gerçekleştirilmiş. [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/turk-cicek-kulturu-cevat-rustu/">Türk Çiçek Kültürünün Üstadı: Cevat Rüştü</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p style="text-align: justify;">Türk çiçek kültürüne katkısı paha biçilemez bir üstat Cevat Rüştü&#8217;nün biyografisi ve kaleme aldığı eşsiz çiçek yazıları tek bir kitapta toplandı. Nazım H. Polat tarafından hazırlanan “Türk Çiçek Kültürü Üzerine Cevat Rüştü’den Bir Güldeste” isimli eser, Ötüken Yayınları tarafından 2. Basımı 2015 yılında okurlarıyla buluşturuldu. Eserin ilk basımı ise Kitabevi Yayınları tarafından 2001 yılında gerçekleştirilmiş.</p><p style="text-align: justify;">Çiçek ve çiçekçilik aslında tüm milletler için kültürün önemli bir parçasını oluşturur. Türkiye için de bu böyledir ancak konuya bu yönüyle bakış ve bu alanda çalışmalara pek fazla rastlayamıyoruz. Çiçek Kültürü’nün edebiyat dünyasına yansımaları tam olarak okunamıyor. Oysa blog sayfalarımız üzerinden oluşturmaya çalıştığımız çiçek kitaplığı ile buna bir parça da olsa fayda sağlamaya çalışıyoruz.</p><p style="text-align: justify;">Türk Çiçek Kültürü Üzerine Cevat Rüştü&#8217;den Bir Güldeste</p><h2 style="text-align: justify;"><strong>Çiçek Kültürü&#8217;nün Üstadı Cevat Rüştü Kimdir? </strong></h2><p style="text-align: justify;">Cevat Rüştü 1885 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Çocukluğu Beykoz’da geçer. Tophane’de Kabataş ve Feyziye İptidaiye mekteplerinde eğitime başlar. Vefa İdadisinden mezun olur. Daha sonra ise Fransız mektebinde eğitim alır. Cevat Rüştü, yüksek eğitim için 1911 – 1914 yılları arasında Fransa’da Montpellier Yüksek Ziraat Mektebinden mezun olur. İstanbul’da ziraat üzerine pek çok farklı memuriyetlerde bulunur. 1931 yılında İktisat Vekaleti “İstatistik ve Neşriyat Müdürü” unvanıyla Ankara’da çalışmaya başlar. Vefat ettiği 1936 yılında ise Ziraat Bakanlığı Neşriyat Şubesi müdürüdür. Cevat Rüştü’nün kaleme aldığı iki eser göze çarpmaktadır.</p><p style="text-align: justify;">Türk Tarihinin Ana Hatları (Bu eserde Ziraat ve Hayvancılık başlığı altında yazıları bulunuyor)</p><p style="text-align: justify;">Türklerin Ziraatta Hizmetleri – Osmanlılar Devri</p><p style="text-align: justify;">İngiliz Hapishanesi Anıları (Güner Özdemir – Kayhan Emiroğlu)</p><p style="text-align: justify;">Yazar Nazım H. Polat, Cevat Rüştü’nün biyografisini ayrıntılı şekilde ve kaynaklara dayanarak verdiği kitabı (Türk Çiçek Kültürü Üzerine Cevat Rüştü’den Bir Güldeste) Cevat Rüştü’nün farklı zamanlarda kaleme aldığı çiçek yazılarından derlediği için bizzat Cevat Rüştü’ye ithaf etmektedir.</p><p style="text-align: justify;">Nazım H. Polat tarafından hazırlanan kitap, 2 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm; Cevat Rüştü’nün biyografisinden oluşuyor. İkinci bölüm ise; Cevat Rüştü’nün değişik zamanlarda gazete ve dergilerde kaleme aldığı çiçek üzerine yazılardan oluşuyor.</p><p style="text-align: justify;">Eserdeki ikinci bölümde ise Edebiyatın Çiçeği – Çiçek Edebiyatı başlığı altında Laleler, Güller, Lale Edebiyatı, Çiçek Edebiyatı, Türklerin Çiçek İsimleri ve Manzumeleri gibi 60 farklı başlıktan oluşuyor. Kitabın çiçek kültürü üzerine yazılmış bir okyanus olduğunu söyleyebiliriz.</p><p style="text-align: justify;">Prof. Dr. Nazım H. Polat tarafından kaleme alınan eser, Çiçek Kültür konusunda Türk kültürüne büyük bir katkı sağlamaktadır</p><h2 style="text-align: justify;"><strong>Nazım H. Polat Kimdir?</strong></h2><p style="text-align: justify;">1955 yılında Erzurum’un Oltu ilçesinde dünyaya gelir. Lisans eğitimini Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1979 yılında tamamlar. Yüksek Lisans eğitimini de aynı üniversitede Yeni Türk Edebiyatı’nda gerçekleştirir. Doktora eğitimini ise 1984 yılında aynı üniversitede ve yine aynı bilim dalında tamamlar.  Bugüne kadar yazar 7 eserini kültür yaşamımıza sunmuştur. Bunlar; Şahabettin Süleyman, Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, Külliyatına Girmemiş Yazılarıyla Ömer Seyfettin, Bir Jöntürk&#8217;ün Serüveni -Dr. Şerafettin Mağmumi&#8217;nin Hayatı ve Eserleri, Rübap Mecmuası ve Meşrutiyet Dönemi Türk Kültür ve Edebiyat Hayatı ile size tanıtımını yaptığımız Türk Çiçek ve Ziraat Kültürü Üzerine Cevat Rüştü&#8217;den Bir Güldeste.</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/turk-cicek-kulturu-cevat-rustu/">Türk Çiçek Kültürünün Üstadı: Cevat Rüştü</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/turk-cicek-kulturu-cevat-rustu/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Monna Rosa &#124; Gül Sevdası &#8211; Sezai Karakoç</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/monna-rosa-gul-sevdasi/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/monna-rosa-gul-sevdasi/#respond</comments><pubDate>Thu, 16 Feb 2017 06:53:52 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[çiçek]]></category><category><![CDATA[gül]]></category><category><![CDATA[monna rosa]]></category><category><![CDATA[sezai karakoç]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=171</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Monna Rosa, &#8220;Tek Gül&#8221; Sezai Karakoç&#8217;un destansı şiiri,..Türk edebiyatının seçkin isimlerinden Sezai Karakoç’un Monna Rosa isimli şiiri edebiyatla ilgilenen hatta kıyısından köşesinden şiir seven herkes tarafından bilinir. İşte bu şiire adını veren Sezai Karakoç’un Monna Rosa isimli kitabı, gül üzerinden yazılan bir destandır aslında. Sezai Karakoç’un henüz 19 yaşındayken yazdığı bu şiir, Gül üzerine yazılmış [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/monna-rosa-gul-sevdasi/">Monna Rosa | Gül Sevdası &#8211; Sezai Karakoç</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p style="text-align: justify;">Monna Rosa, &#8220;Tek Gül&#8221; Sezai Karakoç&#8217;un destansı şiiri,..Türk edebiyatının seçkin isimlerinden Sezai Karakoç’un Monna Rosa isimli şiiri edebiyatla ilgilenen hatta kıyısından köşesinden şiir seven herkes tarafından bilinir. İşte bu şiire adını veren Sezai Karakoç’un Monna Rosa isimli kitabı, gül üzerinden yazılan bir destandır aslında.</p><p style="text-align: justify;">Sezai Karakoç’un henüz 19 yaşındayken yazdığı bu şiir, Gül üzerine yazılmış en güzel şiirlerden biridir. Monna Rosa; tek gül anlamına gelmektedir. Sezai Karakoç bir röportajda neden bu ismi verdiğini ise şöyle anlatır; “O dönemde şiirlere yabancı isim verme geleneği vardı. Birde bu serbestiler gül ile dalga geçince bende “’Monna Rosa’ koydum şiirin adını.”</p><h2 style="text-align: justify;"><strong>İLK KEZ 1952 YILINDA HİSAR DERGİSİNDE YAYINLANIR</strong></h2><p style="text-align: justify;">Eser, Sezai Karakoç’un yönettiği Diriliş Yayınları’ndan çıkmış. İlk basımı 1998 yılında gerçekleştirilen Monna Rosa, bugün 15 baskısıyla piyasada satışına devam ediliyor. Şiir kitabının içinde; Rüzgar, Yağmur Duası, Monna Rosa, 1- Aşk ve Çileler, 2- Ölüm ve Çerçeveler, 3- Pişmanlık ve Çileler, Ve Monna Rosa, İşaret, Kader Yolu ve Kayboluş isimli 10 şiir bulunuyor.</p><p style="text-align: justify;">Karakoç, Monna Rosa’yı ilk kez 1952 Haziran’ında Hisar Dergisi’nde yayınlatmıştır. Daha sonra ise, aslında hayli bir sonra tamı tamına 46 sene sonra bu şiiri ilk kez 1998 yılında kitaba dönüştürülerek basılmıştır. Eser, Karakoç’un Şiirler serisinin 9. Kitabıdır.</p><h3 style="text-align: justify;"><strong>SİYAH GÜLLER, AK GÜLLER</strong></h3><p style="text-align: justify;">Tek gül anlamını taşıyan Monna Rosa, şiirin için müthiş benzetmelerle kendini bulur. Örneğin şair;</p><p style="text-align: justify;">“Monna Rosa, siyah güller, ak güller</p><p style="text-align: justify;">Gülce’nin gülleri ve beyaz yatak.” (s.13, Monna Rosa, Sezai Karakoç)</p><p style="text-align: justify;">Mısralarıyla çiçeklerin en güzelini siyah ve ak kelimeleriyle nitelendirmektedir. O büyük bir şairdir ve yaptığı tanımlamalara girecek değiliz elbette ancak müthiş ve vurucu mısralarla sizi alıp sürükleyeceğine emin olabilirsiniz.</p><h2 style="text-align: justify;"><strong>Sezai Karakoç Kimdir?</strong></h2><p style="text-align: justify;">Ahmet Sezai Karakoç, 1938 Ergani doğumludur. Gaziantep Lisesi’nden 1950 yılında mezun olan Karakoç, 1955 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. 1956 yılında başladığı memuriyetini 1973 yılına kadar sürdürdü. Ara ara istifa ettiği dönemler olmakla birlikte, 1973 yılından günümüze hiçbir resmi görev üstlenmedi. Şiir başta olmak üzere, günlük yazılar, Hikaye, İnceleme, Deneme, Düşünce ve Piyes gibi pek çok yazı alanında onlarca eser üretti. Diriliş isimli yayınevinin kurucusu olan Karakoç, halen Diriliş Yayınlarının Cağaloğlu’ndaki binasında çalışmalarını sürdürmektedir.</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/monna-rosa-gul-sevdasi/">Monna Rosa | Gül Sevdası &#8211; Sezai Karakoç</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/monna-rosa-gul-sevdasi/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Gül Âyinleri – Emir Kalkan</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/gul-ayinleri-emir-kalkan/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/gul-ayinleri-emir-kalkan/#respond</comments><pubDate>Wed, 15 Feb 2017 18:58:05 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[çiçek]]></category><category><![CDATA[emir kalkan]]></category><category><![CDATA[gül]]></category><category><![CDATA[kitap]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=162</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Türk hikâyeciliğinin usta kalemlerinden Emir Kalkan bu kez Gül üzerinden anlatıyor bize sevdaları, kırgınlıkları, kızgınlıkları. Emir Kalkan’ın Ötüken Yayınları’ndan 2003 yılında basılan “Gül Âyinleri” isimli hikâye kitabı, aslında Gülün türlü türlü halini kısa hikâyelerle okuyucuya aktarıyor. Gül Âyinleri kitaba da adını veren hikâye, Ayça Gül, Gül-i Rânâ, Kızıl Gül, Yayla Gülü, Kızıl Gül, Küskün Gül, [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/gul-ayinleri-emir-kalkan/">Gül Âyinleri – Emir Kalkan</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p style="text-align: justify;">Türk hikâyeciliğinin usta kalemlerinden Emir Kalkan bu kez Gül üzerinden anlatıyor bize sevdaları, kırgınlıkları, kızgınlıkları. Emir Kalkan’ın Ötüken Yayınları’ndan 2003 yılında basılan “Gül Âyinleri” isimli hikâye kitabı, aslında Gülün türlü türlü halini kısa hikâyelerle okuyucuya aktarıyor.</p><p style="text-align: justify;">Gül Âyinleri kitaba da adını veren hikâye, Ayça Gül, Gül-i Rânâ, Kızıl Gül, Yayla Gülü, Kızıl Gül, Küskün Gül, Elif Gül, Azad Gül, Türkü Gül, Kayıp Gül, Roman Gül, Yeni Gül ve Yanık Gül. Her biri birbirinden güzel 13 hikâyeden oluşan eser, kimi zaman Anadolu bozkırlarına sürüklüyor sizi, kimi zaman yüce dağların tepesine ama muhakkak tüm hikâyelerde gül var. Yazar gül üzerine kurguladığı tüm hikâyelerinde okuyucuyu alıp peşinden sürüklüyor. Okuyucu, Emir Kalkan&#8217;ın dünyasında sıradan insanların yaşamlarına dair çarpıcı gerçekliklerle adeta sarsılıyor. Sanırım, bu onun en çok sevdiği anlatım yolu. Okuyucu her hikâyenin sonunda şaşkınlık ve hüzün arasında gidip geliyor. Gül&#8217;ü anlatan tüm kelimeleri özenle seçen yazar, oldukça farklı dünyalara ait pek çok insanı eserinin içinde kanıyla, etiyle, kemiğiyle önünüze getiriyor.</p><h3 style="text-align: justify;"><strong>TANRI ÂŞIKLARI GÜLLE TACİDAR EYLEDİ</strong></h3><p style="text-align: justify;">Elbette sevdanın da tüm tonlarını üzerinde barındırıyor. İçinde çiçek olan hele hele bir de gül isimli bir kitapta aşk olmaz olur mu?</p><p style="text-align: justify;">Kitap şu güzel sözlerle başlıyor: “Ve gül; nur mayalı kadınların, anaların, bacıların, eşlerin, sevgililerin…Vefanın, vekarın, sadâkâtun… Ve güzelin ve güzelliğin ve güzel ahlâkın remzi oldu. Tanrı âşıkları gülle tâcidar eyledi. Ve aşk ona verildi.” (Emir Kalkan – Gül Âyinleri, s.9)</p><p style="text-align: justify;">Gülün aşkı anlatılası, gülün aşkı hikayeler, şiirler, romanlar yazılası…</p><h3 style="text-align: justify;"><strong>Emir Kalkan Kimdir?</strong></h3><p style="text-align: justify;">Kayseri’de 1948 yılında dünyaya gelen Emir Kalkan, Kayseri Lisesi’ni bitirmiştir. Devlet dairelerinde görev yapan Kalkan, Türk Dil Kurumu ve Folklor Araştırmaları kurumu adına alan çalışmaları yapmıştır. Kalkan, Türk Folklor Araştırmaları, Türk Dünyası Araştırmaları, Türk Edebiyatı ve Kayseri dergilerinde yazılar kaleme almıştır. En çok bilinen kitabı 2001 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Ödülünü de almış bulunan “Kanatsız Kuşlar Şehri”dir. Yazarın ayrıca, Ötüken Yayınlarından çıkan, Türk Düğünü, Yurttaş Sokak, Hoşçakal Şehir, Ha Bu Diyar ve Bu Taraf Anadolu isimli hikaye kitapları da bulunmaktadır.</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/gul-ayinleri-emir-kalkan/">Gül Âyinleri – Emir Kalkan</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/gul-ayinleri-emir-kalkan/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item><item><title>Ağlayan Güllerin Şairi: Ümit Yaşar Oğuzcan</title><link>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/guller-umit-yasar-oguzcan/</link><comments>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/guller-umit-yasar-oguzcan/#respond</comments><pubDate>Tue, 14 Feb 2017 20:18:42 +0000</pubDate><dc:creator><![CDATA[CicekFilosu]]></dc:creator><category><![CDATA[Çiçek Kitaplığı]]></category><category><![CDATA[Çiçekler]]></category><category><![CDATA[Güller]]></category><category><![CDATA[Şiir Denizi]]></category><category><![CDATA[Ümit Yaşar Oğuzcan]]></category><guid isPermaLink="false">http://blog.cicekfilosu.com/?p=178</guid><description><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p>Güller tüm edebiyatçıları etkilediği gibi Türk şiirinin özel kalemi Ümit Yaşar Oğuzcan&#8217;ı da etkilemiştir. Türk şiirinin usta kalemlerinden Ümit Yaşar Oğuzcan’ın Özgür Yayınları’ndan çıkan ve 7 ciltten oluşan “Tüm Eserleri” serisindeki “Şiir Denizi – 2” adlı eseri bir gül şiiriyle başlamaktadır. Eser, Şair Oğuzcan’ın 1964 – 1970 Kaynayış ve 1970 – 1982 Duruluş şeklinde tanımladığı [&#8230;]</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/guller-umit-yasar-oguzcan/">Ağlayan Güllerin Şairi: Ümit Yaşar Oğuzcan</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></description><content:encoded><![CDATA[<p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com">ÇiçekFilosu Blog - </a></p><p style="text-align: justify;">Güller tüm edebiyatçıları etkilediği gibi Türk şiirinin özel kalemi Ümit Yaşar Oğuzcan&#8217;ı da etkilemiştir. Türk şiirinin usta kalemlerinden Ümit Yaşar Oğuzcan’ın Özgür Yayınları’ndan çıkan ve 7 ciltten oluşan “Tüm Eserleri” serisindeki “Şiir Denizi – 2” adlı eseri bir gül şiiriyle başlamaktadır. Eser, Şair Oğuzcan’ın 1964 – 1970 Kaynayış ve 1970 – 1982 Duruluş şeklinde tanımladığı dönemde yazılmış şiirlerini kapsamaktadır Ümit Yaşar Oğuzcan’ın pek çok farklı ruh devinimlerini ve durulmalarını Şiir Denizi – 2 eserinde bulmak mümkündür.</p><h3 style="text-align: justify;"><strong>AĞLAYAN GÜLLER</strong></h3><p style="text-align: justify;">Şair kitabının açılışını bir gülle yapmıştır. Islak gül isimli şiirinin ilk mısraı ise şöyledir;</p><p style="text-align: justify;"><em>“Seninle paylaşmak uykularda en büyük günahları</em></p><p style="text-align: justify;"><em>Seninle uyanmak nice çılgın gecelerden sonra</em></p><p style="text-align: justify;"><em>Alır götürür beni kokun uzaklara, en uzaklara</em></p><p style="text-align: justify;"><em>Ağzın dudaklarımda ıslak bir güldür sabahları” (Ümit Yaşar Oğuzcan, Şiir Denizi – 2, s.11)</em></p><p style="text-align: justify;">Yine aynı kitabın içerisinde adını çiçekten alan pek çok şiir bulunmaktadır. Mesela; Güllerin Ağladığı Saat, Yanan Gül, Işık Gülü, Güller Ağlar İçimde başlıklı şiirlerde şair hep gülü dillendirmiştir. Kıskançlık Çiçekleri isimli şiir de oldukça dikkat çekicidir. Şair şu mısralarla seslenmektedir:</p><p style="text-align: justify;"><em>“Ko öleyim bu sevdadan </em><em>Toprağımda kıskanç çiçekler açsın </em><em>Ruhum ardınsıra dolaşsın yine”(Ümit Yaşar Oğuzcan, Şiir Denizi, s.506)</em></p><h3 style="text-align: justify;"><strong>ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN’IN İNTİHAR EDEN OĞLUNA ŞİİRLERİ</strong></h3><p style="text-align: justify;">Kitabın bütünündeki şiirlerde acı ve derinden bir hüzün vardır. Eser, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 1973 yılında henüz 24 yaşındayken intihar eden oğlu Vedat için yazdığı şiir ve ağıtları da barındırmaktadır. Galata Kulesi, Oğluma Ağıt, Oğlum Benim, Benim Oğlum, Vedat’ın Öyküsü başlıklı şiirler bir baba yüreğini apaçık ortaya koymaktadır. Vedat’ın Öyküsü başlıklı şiirde şair oğluna şu mısralarla seslenir: <em>“Yine de kızmıyorum sana, kızamıyorum</em></p><p style="text-align: justify;"><em>Çirkin yaşamamak için</em></p><p style="text-align: justify;"><em>Güzel ölmek istedin</em></p><p style="text-align: justify;"><em>Anlıyorum.”(Ümit Yaşar Oğuzcan, Şiir Denizi – 2, s.461)</em></p><h4 style="text-align: justify;"><strong>Ümit Yaşar Oğuzcan Kimdir?</strong></h4><p style="text-align: justify;">Ümit Yaşar Oğuzcan 1926 yılında Tarsus’ta dünyaya gelir. Eskişehir İnkılap İlkokulu, Konya Askeri Ortaokulu’nu bitirir. İlk şiirleri 1942 yılında Eskişehir Kocatepe ve Sakarya gazetelerinde yayınlandı. 1946 yılında Eskişehir Ticaret Lisesi’nden mezun oldu. Uzun süre bankacılık yaptıktan sonra 1976 yılında kendi isteğiyle İş Bankası’ndan emekli oldu. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 1947-1983 yılları arasında yayınlanmış 37 şiir kitabı bulunmaktadır. Ayrıca şairin nesir türünde ise 4 kitabı bulunmaktadır. Antoloji, Derleme ve Biyografi alanında ise 13 eser vermiştir.</p><p>&nbsp;</p><p><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/guller-umit-yasar-oguzcan/">Ağlayan Güllerin Şairi: Ümit Yaşar Oğuzcan</a><br /><a rel="nofollow" href="https://blog.cicekfilosu.com/author/bitekyazilim/">CicekFilosu</a></p>]]></content:encoded><wfw:commentRss>https://blog.cicekfilosu.com/cicek-kitapligi/guller-umit-yasar-oguzcan/feed/</wfw:commentRss><slash:comments>0</slash:comments></item></channel></rss>